Danıştay 14. Dairesi K: 2016/92 (İmar planı iptal edilen yapının kazanılmış hak oluşturup oluşturmayacağı)

  •  
  • 11
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    11
    Shares

E: 2015/10132

K: 2016/92

Kanun Yararına Temyiz Eden: Danıştay Başsavcılığı – ANKARA

Davacılar: 1 – Veysi Öncel

2- Çağdaş Turizm Otelcilik İnş. ve Gıda San. A.Ş

Davalı: Çeşme Belediye Başkanlığı — İZMİR

İstemin Özeti: İzmir İli, Çeşme İlçesi, İnönü Mahallesi, Marmara Mevkiinde, 231 IV pafta, 5505 ada, 13 parsel sayılı taşınmazda ilave inşaat için verilen 30.12.2003 günlü, 2003/142 sayılı inşaat ruhsatının İzmir 3. İdare Mahkemesinin 26.04.2006 gün ve K:2006/640 sayılı kararına dayanılarak iptaline ve ruhsatsız duruma düşen yapının yıkımına ilişkin 20.06.2006 günlü, 2006/293 sayılı Çeşme Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle açılan davada; yapı ruhsatının iptaline ilişkin kısım yönünden davanın reddi; yıkıma ilişkin kısım yönünden ise; davacılara ait parseli de kapsayan alanda yapılan imar planı değişikliğine uygun olarak verilmiş yapı ruhsatına dayanılarak yapılan ilave inşaatların tamamen bittiği ve kullanılır durumda olması nedeniyle davacıların kazanılmış haklarının bulunduğu, bu nedenle, yapı ruhsatının iptali sebebiyle yapının ruhsatsız duruma düştüğünden bahisle yıkımında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin bu kısmının iptali yolunda verilen İzmir 2. İdare Mahkemesinin 13.02.2007 gün ve E:2006/1486, K:2007/194 sayılı kararının, Danıştay Başsavcılığı tarafından, 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu’nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir.

Danıştay Tetkik Hakimi: Yasemin Buyuran

Düşüncesi: İzmir İli, Çeşme İlçesi, İnönü Mahallesi, Marmara Mevkiinde, 231 IV pafta, 5505 ada, 13 parsel sayılı taşınmazda ilave inşaat için verilen 30.12.2003 günlü, 2003/142 sayılı inşaat ruhsatının İzmir 3. İdare Mahkemesinin 26.04.2006 gün ve K:2006/640 sayılı kararına dayanılarak iptaline ve ruhsatsız duruma düşen yapının yıkımına ilişkin 20.06.2006 günlü, 2006/293 sayılı Çeşme Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle açılan davada; yapı ruhsatının iptaline ilişkin kısım yönünden davanın reddi; yıkıma ilişkin kısım yönünden ise; davacılara ait parseli de kapsayan alanda yapılan imar planı değişikliğine uygun olarak verilmiş yapı ruhsatına dayanılarak yapılan ilave inşaatların tamamen bittiği ve kullanılır durumda olması nedeniyle davacıların kazanılmış haklarının bulunduğu, bu nedenle, yapı ruhsatının iptali sebebiyle yapının ruhsatsız duruma düştüğünden bahisle yıkımında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin bu kısmının iptali yolunda verilen İzmir 2. İdare Mahkemesinin 13.02.2007 gün ve E:2006/1486, K:2007/194 sayılı kararının, Danıştay Başsavcılığı tarafından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir.

Danıştay Başsavcısı: Mehmet Rıza Ünlüçay

Düşüncesi: İzmir İli, Çeşme ilçesi, İnönü Mahallesi, Marmara Mevkiinde, 231 IV pafta, 5505 ada, 13 parsel sayılı taşınmazda ilave inşaat için verilen 30.12.2003 günlü, 2003/142 sayılı inşaat ruhsatının, İzmir 3. İdare Mahkemesinin 26.04.2006 gün ve K:2006/640 sayılı kararına dayanılarak iptaline ve ruhsatsız duruma düşen yapının yıkımına ilişkin 20.06.2006 günlü, 2006/293 sayılı Çeşme Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle açılan davada; davanın dava konusu işlemin yapı ruhsatının iptaline ilişkin kısmının reddi; işlemin yıkıma ilişkin kısmının ise, davacılara ait parseli de kapsayan alanda yapılan imar planı değişikliğine uygun olarak verilmiş yapı ruhsatına dayanılarak yapılan ilave inşaatların tamamen bittiği ve kullanılır durumda olması nedeniyle davacıların kazanılmış haklarının bulunması karşısında yapı ruhsatının iptali sebebiyle yapının ruhsatsız duruma düştüğünden bahisle yıkımında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin bu kısmının iptali yolunda verilen ve Danıştay’ın temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen İzmir 2. İdare Mahkemesinin 13.02.2007 gün ve E:2006/1486, K:2007/194 sayılı kararından Başsavcılığımızın bilgi sahibi olması üzerine konu resen incelendi:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 51’inci maddesinde, “niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade eden” kararların kanun yararına temyiz olunabileceği belirtilmiştir.

İdare Mahkemesince verilen kararın, idarenin yargı kararının gereklerine göre işlem tesis etmesinin hukuka aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın işlemin inşaat ruhsatının iptaline ilişkin kısmının reddi yolundaki bölümünde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Kararın yıkım işleminin iptaline ilişkin bölümüne gelince,

Dosyanın incelenmesinden, davacılara ait, üzerinde otel bulunan taşınmazın yer aldığı alanda imar planı değişikliği yapılması yolundaki istemin Çeşme Belediye Meclisinin 19.06.2003 günlü, 2003/2-30 sayılı kararıyla kabul edildiği ve bu değişikliğe dayanılarak taşınmaz üzerindeki mevcut otel binalarına ilave kat ve ek blok inşaatı için 30.12.2003 günlü, 2003/142 sayılı inşaat ruhsatının verildiği, komşu parsel maliki tarafından anılan imar planı değişikliği ile inşaat ruhsatının iptali istemiyle açılan davada; Izmir 3. İdare Mahkemesince verilen kararla işlemlerin iptal edildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, bunun üzerine anılan mahkeme kararının uygulanması amacıyla dava konusu işlemle yapı ruhsatının iptaline ve yapının yıkımına karar verildiği anlaşılmaktadır.

İmar planları objektif nitelikte düzenleyici işlemler olup, planların idarece kaldırılması veya değiştirilmesi durumunda bu planların yürürlükte oldukları süre içerisinde ve bu planlara dayalı olarak tesis edilen bireysel işlemlerin kişiler bakımından sübjektif nitelikte kazanılmış hak doğuracağı tabiidir. İdari işlemlerin geriye yürümeyeceğine ilişkin idare hukuku ilkesi ile bu gibi durumlarda kazanılmış hakların korunması ve idari istikrarın sağlanması amaçlanmıştır. Bu durumda idari işlemlerin ve dayanağı olan düzenleyici işlemin hukuka uygun olduğu konusunda bir tartışma bulunmamaktadır.

Ancak, inşaat ruhsatına dayanılarak yapılan bir yapıya ait inşaat ruhsatının ve dayan* olan imar planının sonradan yargı kararıyla iptal edilmesi durumunda, imar planının yürürlükte olduğu süre içerisinde bu plana uygun olarak verilmiş olan inşaat ruhsatının ve bu ruhsata dayalı olarak yapılmış olan yapıların kazanılmış hak doğurup doğurmadığının ve bu hususun yapının yıkımına engel olup olmayacağının belirlenmesi gerekmektedir.

İdari işlemlerin dayanağı olan imar planının yargı yerince iptal edilmesi halinde, hukuka aykırılığı saptanan plana ilişkin olarak verilen iptal kararı nedeniyle imar planı tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükten kalkacağından, tesis edildikleri tarih itibarıyla bu plana uygun olsalar dahi plana dayalı bireysel işlemlerin de hukuki dayanağının kalmayacağı ve iptali gerekeceği kuşkusuzdur.

Aksi görüş yargı yerince hukuka aykırılığı tespit edilerek iptal edilen ve tesis edildiği tarih itibariyle yürürlükten kalkan bir düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilmiş ve dava konusu da edilmiş bir işleme rağmen ileriye yönelik bir kazanılmış hakkın tanınması sonucunu doğurur ki, bu durum Hukuk Devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

Öte yandan, 3194 sayılı imar Kanunu’nun 3. maddesinde: “Herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatla kullanılamaz.” şeklinde ifadesini bulan düzenlemeye rağmen yargı yerince iptal edilen planla yapılanma koşulları veya fonksiyonu değiştirilmiş olan bir sahada fonksiyona aykırı olan bir yapılaşmanın oluşması ve geleceğe yönelik olarak korunmasına hukuken olanak yaratılmış olur ki, bu durumun kamu yararına aykırı sonuçlar doğuracağı ve kamu düzenini bozucu etki yaratacağı açıktır.

Olayda, davacılara ait taşınmaza ilişkin olarak ilave inşaat ve ek blok inşaatı yapılmasına olanak sağlayan imar planı değişikliği ve bu plana dayalı olarak verilen inşaat ruhsatının dava konusu edilmesi sonucu idare mahkemesince, imar planı değişikliğinin plan genelini bozucu unsurlar içerdiği, planın ana ilkelerini süreç içinde zedeleyici nitelikte emsal oluşturduğundan, planlama esasları, şehircilik ilkeleri ve kamu yararına aykırı olduğu, buna dayalı inşaat ruhsatının da hukuka aykırı bulunduğu gerekçesiyle iptal edilmiş olması nedeniyle, idare tarafından, inşaat ruhsatının iptal edilerek, plana aykırı ve ruhsatsız durumdaki yapının yıktırılmasına karar verilmesi iptal kararının doğal bir sonucu olup, yapı nedeniyle kazanılmış hakkın bulunduğundan söz edilemeyeceği gibi yıkma konu taşınmaz bedeli ödenmeden yapının yıkımı yolunda işlem tesis edilmeyeceğinden bahsedilmesine de hukuken olanak bulunmamaktadır.

Ancak, yapının yıkımı gerçekleştirildikten sonra, hukuka aykırı olduğu saptanmış olan işlemlerin tesis edilmesinde davacıların katkısının olmadığı, dolayısıyla iyiniyetli ve kusursuz olduklarının ortaya konulması halinde, yıkımdan kaynaklanan zararlarının tazmini istemiyle hizmet kusurundan bahisle tam yargı davası açılabileceği de açıktır.

Bu durumda, imar planına aykırı hale gelen, ruhsatsız yapının yıkımı yolunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, dava konusu işlemin bu kısmının iptali yolundaki mahkeme kararında isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, İzmir 2. İdare Mahkemesinin 13.02.2007 gün ve E:2006/1486, K:2007/194 sayılı kararının yıkım işlemine ilişkin bölümü, 2577 sayılı Yasanın 5 l’inci maddesi uyarınca yürürlükteki hukuka aykırı sonucu ifade ettiğinden, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Ondördüncü Dairesince gereği düşünüldü:

Dava; İzmir İli, Çeşme ilçesi, İnönü Mahallesi, Marmara Mevkiinde, 231 IV pafta, 5505 ada, 13 parsel sayılı taşınmazda ilave inşaat için verilen 30.12.2003 günlü, 2003/142 sayılı inşaat ruhsatının, İzmir 3. İdare Mahkemesinin 26.04.2006 gün ve K:2006/640 sayılı kararına dayanılarak iptaline ve ruhsatsız duruma düşen yapının yıkımına ilişkin 20.06.2006 günlü, 2006/293 sayılı Çeşme Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle açılmıştır.

İzmir 2. İdare Mahkemesinin 13.02.2007 gün ve E:2006/1486, K:2007/194 sayılı kararıyla; yapı ruhsatının iptaline ilişkin kısım yönünden; davanın reddine, yıkıma ilişkin kısım yönünden ise; davacılara ait parseli de kapsayan alanda yapılan imar planı değişikliğine uygun olarak verilmiş yapı ruhsatına dayanılarak yapılan ilave inşaatların tamamen bittiği ve kullanılır durumda olması nedeniyle davacıların kazanılmış haklarının bulunması karşısında, yapı ruhsatının iptali sebebiyle yapının ruhsatsız duruma düştüğünden bahisle yıkımında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Danıştay Başsavcılığınca; İzmir 2. İdare Mahkemesince verilen 13.02.2007 gün ve E:2006/1486, K:2007/194 sayılı kararın, yıkım işleminin iptaline ilişkin kısmının hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek kanun yararına bozulması istenilmektedir.

T.C. Anayasasının 2. maddesinde; Türkiye Cumhuriyetinin hukuk devleti olduğu, 138. maddesinin son arasında ise; yasama, yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği, kurala bağlanmıştır.

2577 sayılı Idari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin 1. arasında; Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği, düzenlenmiştir.

3194 sayılı imar Kanunu’nun 32. maddesinde ise; “Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce (…) tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur. Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshası da muhtara bırakılır. Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister. Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir. Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Düzenleyici işlem niteliğindeki imar planlarının, idarece kaldırılması veya değiştirilmesi durumunda, bu planların yürürlükte oldukları süre içerisinde ve bu planlara dayalı olarak tesis edilen bireysel işlemlerin kişiler bakımından sübjektif nitelikte kazanılmış hak doğuracağı tabiidir. idari işlemlerin geriye yürümeyeceğine ilişkin idare hukuku ilkesi ile bu gibi durumlarda kazanılmış hakların korunması ve idari istikrarın sağlanması amaçlanmıştır. Ancak bu şekilde bir kazanılmış hakkın var olduğu hallerde idari işlemin ve dayanağı olan düzenleyici işlemin hukuka uygun olduğu konusunda bir tartışma da mevcut değildir.

Tartışma; idari işlemin dayanağı olan düzenleyici işlemin yargı yerince iptal edilmiş olması halinde ortaya çıkmaktadır. Zira bu durumda iptal davasına konu işlemin hukuka aykırılığı tespit edilerek iptal edilmesi sonucunda, işlem tesis edildiği tarih itibarıyla hiç var olmamış gibi bütün sonuçlarıyla ortadan kalkmaktadır. Yargı yerince iptal edilen plana dayalı olarak verilmiş olan inşaat ruhsatının idarece iptal edilmesi veya söz konusu ruhsatla ilgili olarak açılmış bir davanın mevcut olması halinde; her ne kadar ruhsat işlemi tesis edildiği tarihte plana uygun ise de, hukuka aykırılığı saptanan plana ilişkin olarak verilen iptal kararı nedeniyle imar planı tesis tarihi itibarıyla yürürlükten kalkacağından, inşaat ruhsatının da hukuki dayanağı kalmayacağı ve iptali gerekeceği gibi, ruhsatsız konuma düşen yapının da yıkılması gerekmektedir. Aksi görüş; yargı yerince hukuka aykırılığı tespit edilerek iptal edilen ve tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükten kalkan bir düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilmiş ve dava konusu da edilmiş bir işleme rağmen ileriye yönelik bir kazanılmış hakkın tanınması sonucunu doğurur ki, bu durumun kısaca tüm işlem ve eylemlerinin hukuka uygun olduğu Devlet biçimi olarak tanımlayabileceğimiz Hukuk Devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı açıktır.

Nitekim, iptal edilen düzenleyici normlara göre kazanılmış hakların korunması amacına yönelik olarak Anayasanın 153. maddesi ile getirilen “iptal kararları geriye yürümez” hükmüne rağmen, yargı yerlerinde görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesince iptal edilen hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin Hukuk Devleti ilkesine uygun olmadığı içtihatlarla benimsenmiştir.

Olayda; uyuşmazlığın çözümü, idareden alınan yapı ruhsatına dayanılarak yapılan bir yapıya ait yapı ruhsatının ve dayanağı imar planının sonradan yargı kararıyla iptal edilmesi durumunda, henüz iptal kararı verilmeden önce yapı ruhsatına dayanılarak bitirilen ve yapı kullanma izin belgesi alınmış yapıların ilgililer lehine kazanılmış hak sağlayıp sağlayamayacağı ve bu durumun yapının yıkımına engel teşkil edip etmeyeceğinin belirlenmesine bağlıdır.

Doktrinde; kazanılmış hakka ilişkin tanımlamalara ve kazanılmış hakkın varlığı için gerekli şartların neler olduğuna yönelik tartışmalara genel olarak bakıldığında; kazanılmış hakkın varlığı için dört ana unsurun arandığını söylemek olanaklıdır. Bunlar; somutlaşma unsuru, tamamlanmış olma (hukuken korunmaya değer aşamaya gelmiş olma) unsuru, hukuka uygunluk unsuru ve iyiniyet unsuru olarak sıralanabilir.

Somutlaşma unsuru; düzenleyici işlemin tek başına kazanılmış hak oluşturamayacağı, bu düzenleyici işleme dayanılarak ilgili lehine hak tanıyan birel bir işlemin gerekli olduğu anlamına gelir. Uyuşmazlık konusu olayda, düzenleyici işlem olan imar planına dayanılarak ilgiliye yapı ruhsatı verildiğinden somutlaşma unsuru bulunmaktadır.

Tamamlanmış olma unsuru; hakkın bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmedikçe kazanılmış hakkın doğmayacağı anlamına gelir. Uyuşmazlık konusu olayda, yapı fiilen tamamlanarak yapı kullanma izin belgesi alındığından, tamamlanmış olma unsuru da gerçekleşmiştir.

Hukuka uygunluk unsuru; kazanılmış hakkın ancak hukuka uygun durumlardan doğabileceği, hukuka uygunluğunun kaynağının Anayasa, Yasa, Yönetmelik gibi bir hukuk normuna dayanması gerektiği, hukuka aykırı işlemlerden kazanılmış hak doğmayacağı anlamına gelir. Yasalara aykırı durumlara dayanılarak kazanılmış hak iddiasında bulunulamayacağının hukukun temel ilkelerinden birini teşkil ettiği Anayasa Mahkemesi’nin 25.02.1986 günlü, E:1985/1, K:1986/4 sayılı kararında da vurgulanmıştır.

Uyuşmazlık konusu olayda; yapıya ilişkin yapı ruhsatının ve dayanağı imar planı değişikliğinin hukuka aykırı olduğunun yargı kararıyla ortaya konularak iptal edildiği dikkate alındığında; ilgiliye hak tanıdığı ileri sürülen durumun hukuka uygun bir işlemden kaynaklanmadığı ortadadır. Bu sebeple; olayda, kazanılmış hakkın olmazsa olmaz unsurlarından olan hukuka uygunluk unsuru bulunmamaktadır. Bir an için yapı ruhsatının verildiği anda imar planına uygun olduğu, hukuka aykırılığının sonradan ortaya konulduğu söylenebilir ise de; iptal kararlarının geriye yürür biçimde, iptal edilen işlemleri hiç tesis edilmemiş gibi ortadan kaldırdığı dikkate alındığında, bu durum da sonucu değiştirecek nitelikte değildir.

İyiniyet unsuru ise, ilgilinin, idarenin tesis ettiği işlemin hukuka uygunluğuna güvenerek iyiniyetli bir şekilde hareket ederek bu işleme dayanarak eylemde bulunması olarak açıklanabilir.

Özetlemek gerekirse, uyuşmazlık konusu olayda, kazanılmış hakkın unsurlarından hukuka uygunluk unsuru bulunmadığından, kazanılmış hakkın var olduğundan söz etmek olanaklı değildir.

2577 sayılı Kanun’un 28. maddesi açısından olay değerlendirildiğinde ise; yapıya ait yapı ruhsatı ve dayanağı plan tadilatı kesinleşen mahkeme kararıyla iptal edildiğinden, idarenin yargı kararının gereğini yerine getirerek iptal edilen işlemlere dayanılarak tesis edilen işlemleri geri alması ve ruhsatsız hale gelen yapının yıkımına karar vermesi kanuni bir zorunluluktur. Aksi durumda; yapı ruhsatının ve dayanağı imar planı tadilatının iptal edilmiş olmasının herhangi bir sonucu olmayacak, yargı kararı etkisiz hale gelecektir.

Bu durumda; dayanağı imar plan değişikliğinin yargı kararı ile iptal edilmesi sonucu ruhsatı iptal edilmekle ruhsatsız duruma düşen yapının yıkımı yolunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, dava konusu işlemin bu kısmının iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İzmir 2. İdare Mahkemesinin 13.02.2007 gün ve E:2006/1486, K:2007/194 sayılı kararının, dava konusu encümen kararının yıkım işleminin iptaline ilişkin kısmının, 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu’nun 51. maddesi uyarınca, hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin ilgili Çeşme Belediye Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı’na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasına, 20/01/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

  • 11
    Shares